Değişim Savaşı

Kimse kimseyi daha tanıyamadan gerçekleştirdikleri ve öngördükleri eylemler, yargılar, bitmek bilmeyen eleştiriler, sonsuz bir mücadele.


Sorgulamadan önce muhakkak insan her şeyin iyi tarafından bakması gerekir ancak düşünce yapımız bunu öncelikle olumsuzlukları ele alarak yapmaya endeksli olduğu için karşı koyması mümkün olmayan kontrolsüz bir girdabın içerisinde kaybolmak mümkün. Bir takım işler tıkırında gidiyor birileri birilerinden bir şeyler kazanarak zamanını sürdürüyor eğleniyor, tatmin oluyor, hormonsal ihtiyaçlarını gidermek amacıyla o anki zamanına önem veriyor. Sevdiğimiz şeyleri o an için seviyor değerini hızlıca tüketiyoruz. Düşüncelerimizin monotonluğunu yenemediğimiz için sıkıcı ilan edip çöp tenekesine doğru buruşturup atabiliyoruz.


Sosyal faaliyetlerimiz, yaptığımız iş, çevremizdeki insanlar bireyin hayat kalitesini ölçüyor... Bazılarını kişi kendi seçiyor bazıları da kendiliğinden geliyor bazıları da kendiliğinden kayboluyor. Ne oldum değil ne olacağım demek de bu kontrolsüzlüğün getirdiği sözlerden biri oluyor. Şimdi her şey yolundadır ya sonra ? Bugün mutlu olduğun kişi yarın asla mutlu olabileceğin biri olamayabiliyor veya yaptığın iş veya sevdiğin değer verdiğin herhangi bir şey...


Anlamlar yüklemek...

ilk tecrübelere, kazanılan hayallere, sevdiğin & sevmediğin insanlara, sonuç olarak isimlendirdiğim anlamların gerçekleriyle hiç bir alakası olmadığını gördükten sonra büyük hayal kırıklıkları içerisinde kaldılar... Hayal kırılıkları daima bir sonraki hep daha da ağır olur derler... Aslında pek bir farkı yoktu hepsinin sonucu ve sözleri aynıydı sadece kişiler farklıydı. Genelde bu böyle oldu basitlik ve sıradanlığın her anını yaşamış bulundum. Ancak bunu karşı tarafa sorsanız ona yansıttığım monotonluktan başka bir şey görmedikleri için farklı bir şey demeyeceklerdir.


Dönemimde arkadaşlarımla birlikte çok güzel vakitler geçirip mükemmel dostluklar yaşadık hepimiz aynı mahalleden olduğumuz için birbirimize olan bağlarımız kardeş gibiydi ancak hayatın ve sistemin gösterdiği yön buna asla müsade etmedi ekonomik çöküntüler, hayat tarzları, hastalıklar ve bir takım zorluklar insan bağlarını birbirinden kopararak herkesin kendi hayat akışına doğru sürükledi. Hızlıca değişen dönemde buna adapte sağlamaya çalışan aileler birbirlerinden bir o kadar hızla kopmaya başlamıştı. Kazanç, mutluluk, saadete ulaşma başarısızlıkların oluşturduğu bir zaman döngüsüne girildi. Düşük sınıf, Orta sınıf ve Zengin aile çerçeveleri; Kullananlar ve Kullanılanlar olarak ayrıldı. Hangi arkadaşımın yanına gitsem zamanın sırtına yüklediği yükün ağırlığını taşımaya çalışan ve hangi yoldan gideceğim acaba diye bakan gözleriyle ne yapacağını bilemeyen bakışlar görmek yabancı gelmemeye başladı. Herkes yavaş yavaş çöküyordu birileri de yükseliyordu.


Bunlarla birlikte düşünce ve davranışlar da tamamen değişmişti dostluk ve arkadaşlık bağları artık rekabet haline geldi yaş yükseliyor güvenler gittikçe kayboluyordu.


Mesleğimin icabında kendimi yenileyebilmem için iyi bir gelir elde edip bu geliri sürekli gelişim ve eğitim için harcamalıydım ancak elimde olan imkanların hepsini bu konuda harcadığımda temel yaşam ihtiyaçlarını ve sosyal faaliyetlerimi geride bırakmam gerekiyordu. Bu da mümkün olmadığından dolayı dengeli bir şekilde götürmeliydim ancak denge de ... çok yavaş ilerletiyor ve hızlı gelişmede beni geride bırakıyordu. Çünkü artık sektörde bir kaç bin kişi değil milyarlarca rakip oluşmuştu. Bu sadece iş sektöründe değil özel hayatında bile bu böyleydi.


2009 - 2013 Okul zamanımda Steve Jobs'un ilk defa tuşsuz telefonu çıkardıkları günü ele alırsak bitmek bilmeyen bir gelişimin başlangıcından şu anki zamanda nereye vardığını ve nasıl bir sistem uyguladığını, insanların tutum ve davranışlarının da ne derecede değiştiğini rahatlıkla anlatabilirim... Bilgisayar zamanı artık taşınabilir Mobil zamanına döndüğünden bu yana; Özenmeler, kelimeler, yaklaşımlar, giyim tarzları, sanat anlayış ve kavramları, yön ve yol bulma konusundaki kararsızlıklar, endişeler, stresler, kavgalar, diyaloglar günlük yaşamlar çevre tutumları gibi konularda başka sorunların oluştuğunu, vakitlerini silikon vadisine yönelten neslin günlük hayatlarının gittikçe yok olduğunu kolaylıkla söyleyebilirim. Artık dışarıya arkadaşlarla beraber sohbet etmek yerine bizlere daha cazip gelen dış dünyaya ulaşmamızı istediğimiz anda sağlayan dijital bir dünyanın içerisine bir dokunuşla girebildiğimiz mobil varlıklar olmaya başlamıştık ve yaşadığımız çevredeki herkesle bu güncel tutumun içerisinde bir rekabete girdik bu rekabetin içerisine girmeyen herkesi de ezip değersiz görmeye başladık.


Değişik bir iletişim anlayışı başladı.

Hiçbir türlü isimlendiremediğim bir durum oluştu... 11 12 yaşlarındayken dayımla beraber ateri oynayarak birbirimize karşı yüksek skor yarışı yapardık. Bu rekabet sadece tek bir skordan ibaretti. Karakter ilerledikçe veya nesneler toplayınca elde edilen bir kaç rakamdan oluşuyordu. Şimdiki çağın oyun camiasına baktığımızda, sürekli döngü içerisinde tekrar eden ( Yani aynı harita veya arkade denilen tekrarlarla gelişim sağlanan), oyuncular arasında hırs, kin, ve egoyu kaşıyan tuhaf bir rekabet boyutuna dönüştü. Arenalar düzenlendi bu işten milyarlarca lira paralar kazanıldı. Yani insanların birbirlerine karşı bu rekabet ve ego duygusu sayesinde muhteşem bir para makinası oluşturmuş oldular. Herkes artık dünya savaşı yerine dijital dünyada birbirlerini hayali öldürerek ilkel bir takım hormonları beslemiş oldular. Oyundaki performansa göre gerçek hayattaki psikolojik tutumu etkisi altına alabilecek kadar güçlü ve kontrollü bir sistem haline geldiğini rahatlıkla söyleyebilirim.


İnsanoğlu zaten egoist bir varlıktır. Egosuz insan da vardır diyemeyiz.

Bu içgüdünün gücünü gören kişilerin bu şekilde insanlardan para kazanmalarının etik boyutu tartışılır.


Örneğin... Bu insanlar bir şey üretiyorlar mı ? Hayır ....

Bir fayda sağlıyorlar mı ? Hayır...


Sadece eğleniyorlar. Gerçek dünyayı tamamen sıkıcı bir hale getirip bunun sadece bir eğlence aracı olduğunu görmeden iradesiz bir şekilde kullanıyorlar.


Hayatımın büyük bir bölümünü bilgisayarlarla harcadığımdan dolayı, zanaat ile öğrenilmesi gereken o kadar çok değerli şeyin olduğunu ve bu bilgisayar denen şeyin sadece kolaylık sağlayan bir araçtan ibaret olduğunu kavramam çok zamanımı almış oldu.


Fenomenlik çağı ve Z kuşağının doğuşu (Milenyum)

Hiç mi hiç içimden gelmeyen bir olay... Yaşadığım anımı sürekli bir cihaz ile görüntüye alıp onu bilgisayarımda kurguladıktan sonra youtube aracılığıyla herkese göstermek. Tanımadığın birileri tarafından ilgilenilmek, saygı görülmek... Bunlar her zaman tuhafıma gitmişti yeni trendler artık bunu insanların yapmasını zorluyor ve istiyordu. Hesap açın ve takipçileriniz olsun sosyalleşin hayatınızı oraya sürükleyin gibi bir olaya döndü. Oradaki güç öyle bir şey haline geldi ki insanlar artık birbirlerini hesaplarının popülaritesine göre değerlendirmeye başlamışlardı.


Instagramın çıkış tarihi 2010 yılları civarıydı sanırım I phone 4 ile birlikte gelmişti o zamanlar geride kalmış kişilerin asla kavrayamadığı yeni diyaloglar oluşmuştu çünkü Instagram sadece I phone için yazılmış bir uygulamaydı ve bu telefona sahip kişiler tarafından diyaloğu sürdürülebilen bir sistemdi. Bu sebepten dolayı herkesin konu dışında kalması ve facebook camiasında takılıp "Temple Run" oyununu oynayamadıkları için bu tarz şeylerden uzak kalmaları rahatsız edici oluyordu. Instagram kaçamak ve gizli anlamda hayatında yapmak istediğin şeyleri yapabileceğin tek ortam olmuştu ailelerin yer almadığı ve gizliden özel hayatına alabileceğin kişileri seçtiğin bir portal olmuştu. Bu tarz gizemli ve özel yaklaşımları seven yeni neslin meraklarını giderebildiği ve ailesinden gizli olarak yaşayabildiği dijital bir dünyaya adım atmış oldular. Bu sayede de artık istedikleri marjinal hareketlerini yapmakta özgür olmuşlardı. İşte Instagramın asıl yakalamak istediği olay buydu. Veri toplama kişisel verileri satma gibi bir düşünce olmadan doğan bu sistem şimdi bambaşka bir portal haline geldi artık.


Günlük hayatınızda yaşadığınız her anı, kurgularınızı, esprilerinizi, aile yaşantınızı, arkadaşlarınız arasında yaşadığınız olayları bir takım insanların ilgisini çekebilecek merak uyandıracak şeyleri yayınlama girişimleri sıklaştı insanlar kendilerini tüm dünyaya mutlu olduğunu, ilgi duyulan, ve saygı gösterilen bir birey olduklarını herkese gösterebilmek için sonsuz bir savaşın içinde buldular. Bu sefer ister gerçek ister kurgu hiç farketmiyor... ne söylediğiniz ne anlattığınız ne yayınladığınızın hiçbir önemi kalmamış olan kurgulardan ibaret görüntü ve hikayelerle donatılmış olduk.